Bunun için de güzel bir dolmakalem gerekliydi hem de markalısından... Ama bu kural bilgisayarların hayatımıza girmesinden sonra bozuldu. Çok kötü el yazısı olanlar bile artık ‘güzel yazı’ yazabiliyor.
Yazarların, düşünürlerin, gazetecilerin, bürokratların, işadamlarının, yöneticilerin el yazısını terk etmelerini anladık! Ya öğrencilere ne demeli? Öğrenciler artık daha az, kalemle yazı yazıyor. Bu da öğrencilerin yazma kabiliyetinin kaybolmasına neden oluyor. Bu durumdan da en fazla öğretmenler rahatsız. Neden mi? Çünkü öğrencilerin yazıları o kadar kötüleşmiş ki öğretmenler yazılı kağıtlarını bile okuyamaz duruma gelmiş. Tarih öğretmeni Seyfullah Arpacı gibi düşünen çok sıyada öğretmen, öğrencilerin sınav kâğıtlarını okuyamamaktan şikayetçi. Fatih Koleji’nde görev yapan Arpacı, bilgisayar bağımlısı olan öğrencilerin el yazısını unuttuklarını, yazı yazma kabiliyetlerinin zamanla köreldiğini söylüyor. Yapılan araştırmalarda öğrencilerin, el yazısıyla ders notu tutmakta bile zorlandıkları gözlemlenmiş. Özellikle lise öğrencileri, çoğunlukla da erkek öğrenciler not tutmuyor. Arpacı, öğrencilerinin el yazısını görmek için ödevlerine, el yazısıyla hazırladıkları bir sayfalık özeti de eklemelerini istiyormuş.

Bu yazıda kalem ve el yazısı nostaljisi yapmayacağız tabii ki. Fakat, artık elle yazı yazılmaması, yeni neslin el yazısı kabiliyetinin körelmesi, insanlar hakkında en objektif tüyoları veren bir anahtarın kaybolması anlamına geliyor. Sümerlerin insanlığa armağan ettiği yazı, tarihe tanıklık etmenin yanı sıra insanların kişilik özellikleri, ruhsal durumu ve hatta grafolog (yazı bilimi uzmanı) Dr. Nursu Marmara’ya göre birçok hastalığın teşhisinde ipuçları veriyordu. İşte bu nu fark ettiği için midir bilinmez, Milli Eğitim Bakanlığı ilköğretimde el yazısına geçti. Öğrenciler artık yazmayı el yazısıyla öğreniyor, ders notlarını bile el yazısıyla yazıyor.
Yazı, kişiliği ele veriyor, hastalıkları teşhis ettiriyor
Grafolog ve klinik psikiyatristi Dr. Nursu Marmara, “Türkçenin yanlış ve kötü kullanılması bizi nasıl rahatsız ediyorsa, yanlış ve eksik yazılması ya da yazılmaması da o kadar rahatsız etmeli.” diyor. Marmara, insanın mimikleri, jestleri, davranışları ve ses tonu gibi kişiliğine dair ipuçları veren yazının bilgisayarla birlikte unutulmasını, yeni neslin yazı kabiliyetinin körelmesini vahim bir durum olarak görüyor. Bilgisayar kullanımı sebebiyle elle yazı yazmanın azalması hakkında Marmara, “İnsanı tanıyabilmek için önemli yollardan biri olan yazı unutuluyor.” yorumunu yapıyor. Marmara, “Ruhsal ve hatta Parkinson gibi hastalıklar bile yazıdan teşhis edilebilir. İnsan hakkında bilgi veren ses tonu, mimikler, davranışlar kişiler tarafından değiştirilebilir fakat yazı bir insanın hastalığını bile teşhis edebilecek kadar doğru bilgiler verir.” diyor. Yazı bilimi üzerine uzun süredir çalışmalar yapan Zeynep Bornovalı, yazının hiçbir zaman unutulmayacağını ama daha az yazılacağını düşünüyor. Bornovalı, depresyon, kanser gibi her türlü hastalığın yazıdan anlaşılacağını iddia ediyor.